Zeytinli Belediyesi
Get the Flash Player to see this rotator.
Kısa Yollar

BAŞKANIMIZ

S.Hasan Arslan
Zeytinli Belediye Başkanı


     
 

GÜNCEL DUYURULAR

 

 

SOSYAL MARKET


 

ESKİ BAŞKANLARIMIZ

 
.
.

Zeytinlide "Atatürk ve bağımsızlık" Konferansı

Haberler

Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Görevlilerinden Doç.Dr. Ruhi Sarpkaya Zeytinli Altınkum Kültür sanat merkezinde "Atatürk ve Bağımsızlık" adle konferans verdi. Osmanlı döneminden itibaren Yurttaş ve Aile yaşamından başlayan Sarpkaya Birey olarak haklarımızın neler olduğu, Bireyin önemi ve Ulusal bir devlettehakların aranması ve araştırılması konusunda bilgiler verdi.

 

Konuşmanın Tam Metni

 

Yurttaşlık Kavramı

" Yurttaşlık " teriminin sözlük anlamı; başka insanlarla aynı vatandan olmadır. Sözcüğün Türkçedeki diğer karşılığı "Vatandaşlık“ tır.

Bir hukuk terimi olarak yurttaşlık (vatandaşlık); bir bireyi devlete bağlayan bağdır. Böyle bir bağla devletine bağlı kişiye “vatandaş" ya da "yurttaş" denir.

 

Yurttaşlık kavramı

Yurttaşlık kavramı, 1789 Fransız Devrimi ile gündeme gelmiştir.

Fransız Ulusal Meclisi, 20-26 Ağustos 1789 tarihlerinde yaptığı oturumlar sonucunda yayımladığı İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'nde; "insan"la "yurttaş"ı birlikte kullanmıştır. Devrim, Krallığın "teba"sını, "ulusal devlet'in "yurttaş"ı düzeyine yükseltiyor, yurttaş olmayı "eşit" bir "hak" sayıyordu.

Daha önce soylularla halk, eşit yurttaş değildi.

 

Vatandaşlık kavramının bizdeki gelişimi

Osmanlı Devleti, çok değişik halklardan oluşan bir devletti. Etnik ve dinsel farklılıkları olan halkları bir arada tutuyordu.

 

Bu halkların devlete bağlılık durumları farklıydı. Tümü Osmanlı egemenliğini kabul eden bu halklar devlete; olağan, ayrıcalıklı ya da ikinci sınıf uyruk (teba) olarak bağlıydı.

 

Vatandaşlık kavramının bizdeki gelişimi

Kimi devlete sadece vergi verir, kimi devletten imtiyaz elde etmiş, kimi askere alınmaz, kimisi de her türlü yükümlülüğün altında sayılırdı.

Devlete bağlılık durumlarına göre Osmanlı halkları kul, teba, reaya idi.

1839'da girilen Tanzimat Dönemi “ eşit uyrukluk“ a doğru olumlu bir evrimleşmenin yolunu da açtı.

1876 tarihli ilk Osmanlı Anayasası (Kanun-u Esasi)'na göre uyrukluk şöyle idi:

"Osmanlı Devleti uyruğunda bulunan bireylerin tümüne, hangi din ve mezhepten olursa olsun ayırımsız Osmanlı denir. Osmanlılık sıfatı yasaya göre kazanılır ve kaybedilir." (m.8)

1924 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, "teba" (uyruk) yerine, ulusal devletin bir kavramı olan "yurttaş"ı kullanmış, yurttaşlar arasında eşitliği sağlamak için din ve ırk ayrımını dışlamıştır.

Bu Anayasanın yurttaşlık konusundaki düzenlemesi şöyle:

"Türkiye'de, din ve ırk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese Türk' denir" (m. 88).

Daha sonraki anayasalarda da yer alan bu ilke, yurttaşların hukuk eşitliği, millet bütünlüğü ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yönetim biçimi açısından son derece önemlidir.

Bu düzenleme ile Türkiye'de yaşayıp değişik din ve mezhepten olan azınlıklar da "eşit yurttaş" kabul edilmişledir.

 

Vatandaşlık Hakkı

Vatandaşlık, bir devlete bağlılıktan çok, kişinin toplum içindeki hak ve özgürlüklerini güvenceye alan bir olgudur. Bu yüzden yurttaşlık anayasa ve yasalarda "hak" olarak düzenlenmiştir.

Örneğin, 1876 tarihli Osmanlı Anayasasında, yurttaşlık; "Osmanlı Tebasının Genel Hakları", 1924 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında "Türklerin Kamu Hakları, 1961 ve 1982 Anayasalarında da "Siyasi Haklar ve Ödevler" bölümlerinde düzenlenmiştir.

1982 Anayasası'nın yurttaşlık konusunda getirdiği son düzenleme şöyledir:

 

"Türk Devletine yurttaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir.

 

Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça yurttaşlıktan çıkarılamaz. Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz." (2001'de değ. m. 66)

11.2.1964 tarih ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'na göre yurttaşlık, üç biçimde kazanılır:

 

Yasalara uygun olarak evlenmiş çiftlerden olan çocukların nüfus
kütüğüne kayıt edilmesi ile (m. 2),

 

Türkiye'de   doğduğu  halde   kimsesiz   kalan   çocukların   bir   Türk tarafından yasalara göre evlat edinilmesi ile (m. 6),

 

Yabancıların ya da daha önce Türk yurttaşlığı hakkını kaybedenlerin Bakanlar Kurulu kararı ile yeniden Türk yurttaşlığına alınması ile
(m. 10, 11 ve 12).

 

Bunlar dışında göçmen olarak ya da nüfus değişimi yoluyla kabul edilen yurttaşlar da bulunmaktadır.

 

Vatandaşlık Eğitiminin Amacı ve Önemi

Vatandaşlık, devlete hukuk bağı ile bağlanarak gerçekleştiği halde, hak ve sorumluluklarını bilen gerçek bir "yurttaş" olma niteliği Vatandaşlık Eğitimi ile kazanılır.

Vatandaşlık eğitiminin temel amacı, kişi ile toplum arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerin yarattığı hak ve yükümlülükleri öğretmektir.

1789 Fransız Devrimi, ulusal devletin sağlam temellere oturtulmasında yurttaşlık eğitimini çok etkili bir araç olarak kabul etmişti. Onun için Devrim, "dinsel eğitim" yerine "ulusal eğitim"i yurttaşlara hem bir hak, hem de bir yükümlülük olarak düzenledi.

Devrimin önemli liderlerinden Danton'un; "Herkes bilmelidir ki çocuklar, ana babalarından önce Cumhuriyetin yavrularıdır." sözü, devrim açısından yurttaşlık eğitiminin önemini vurgulamaktadır.

1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti de bir ulusal devletti ve bu devleti güvenceye almanın en önemli çarelerinden biri, Cumhuriyet kültürünü yurttaşlara kazandırmaktı. Bunun aracı da yurttaşlık eğitimidir.

Atatürk yurttaşlık eğitimine çok önem veriyordu. l Mart 1922 günü TBMM'de söylediği;

"Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun, en önce ve her şeyden önce, Türkiye'nin bağımsızlığına, kendi benliğine ve ulusal geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla savaşma gereği öğretilmelidir.”

Sözü yurttaşlık bilincinin kazandırılmasıyla ilgilidir.

Atatürk, ölünceye kadar yurttaşlık eğitimi ile ilgilenmiştir.

Onun, 1931'de Afet İnan ve Recep Peker'e yazdırdığı, kendisinin de düzeltip katkıda bulunduğu "Vatandaş İçin Medeni Bilgiler" kitabı, yurttaşlık eğitiminde ortaokul ve öğretmen okulu öğrencileri için ders kitabı, öğretmen ve öğretim üyeleri için de kaynak kitap olmuştur.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu; "Türk Milli Eğitimin Genel Amaçlarını; "iyi bir insan", "iyi bir yurttaş" ve "iyi bir meslek adamı" yetiştirme açısından düzenlemiştir.

 Üç kümede toplanan bu amaçlardan "yurttaşlık eğitimi" ile doğrudan ilgili olup 1983'te yeniden düzenlenen fıkra şöyledir:

"Türk milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek." (m. 2/1)

Kısacası Türkiye'de yurttaşlık eğitiminin amacı;

 

Türkiye Cumhuriyetinin benimsediği temel değerlere bağlı, onları koruyup geliştiren, toplum içindeki hak ve yükümlülüklerini bilen yurttaş yetiştirmektir.

 

Milli Eğitim Sistemi ve onu uygulayanlar tüm etkinliklerinde bu sorumluluğu taşıyacaklardır.

 

Temel Vatandaşlık Bilgileri

İnsanlar niçin toplu yaşar?

Başlıca toplumsal kurumlar ve toplumsallaşma

Devlet nedir? Devlet yurttaş ilişkisi

Demokrasi nedir?

Anayasa ve hukuk devleti

Kişinin hak ve özgürlükleri

Sosyal ve ekonomik haklar ve özgürlükler

Siyasal haklar

 

İnsanlar niçin toplu yaşar?

İnsanlar birbirlerine muhtaçtır. Doğada tek başına çok güçsüzdür.

İnsanın insanlaşmasıyla toplu olarak yaşaması arasında doğrudan bir ilişki vardır.

İnsanın nüfusu artıp geçim sıkıntısı artınca farklı topluluklar birbirlerine saldırmaya başladı. Bu saldırılara karşı koymak ve kendi iç çekişmelerini düzenlemek için aşama aşama devlet yönetimi doğdu.

 

Başlıca toplumsal kurumlar ve toplumsallaşma
 

Aile

Toplumbilimsel  yönden ana, baba ve çocuklardan oluşur. Biyolojik ve toplumsal açıdan aile; geçmişi, bugünü ve geleceği ifade eden bir kavramdır.

Aile, kültür yoluyla geçmişinden etkilenir ve bunu, yeni değerler ekleyerek geleceğine (yeni kuşaklarına) devreder.

Anayasamıza göre,

 

 "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasındaki eşitliğe dayanır. Devlet, ailelerin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocuğun korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanması için gerekli tedbirleri alır.“

Ancak aile her geçen gün yozlaştırılıyor

Ekonomik sıkıntılar

TV dizileri

Aile bireylerini eğitimsiz bırakma

Kadını haklarından mahrum etmek

Eğitimden yoksun bırakma

İş ve meslek sahibi olmasının engellenmesi

Dinsel bağnazlık kökenli kadını eve kapatma

 

Okul

"Devlet gözetim ve denetimi"nde yapılan okul eğitiminin bir bölümü yurttaşlar için "zorunlu“ dur.

Ülkemizde, Cumhuriyet döneminde uzun süre 3-5 yıl arasında değişen zorunlu ilkokul süresi, 1997 yılında 8 yıllık "kesintisiz" ilköğretime dönüştürülmüştür.

Eğitimde "zorunluluk", Fransız Devrimi 'nin getirdiği bir kavramdır. Devrim, kendi kültürünü yurttaşlara aşılamak için belirli bir sürelik eğitimi tüm yurttaşlar için zorunlu duruma getirmiştir. Devrimlerle oluşan ulusal devletler, geçmişte kilise ya da camilerde yapılan dinsel eğitim yerine "laik yurttaşlık eğitimi"ni zorunlu kılmıştır.

 

Ulusal devlet, papaz ya da hocalar yerine, devlete bağlı ve ondan aylık alan kamu görevlisi öğretmenleri koymuştur Batıda öğretmen yetiştiren okullar da Fransız Devrimi'ni izleyen yıllarda açılmıştır.

 

Devlet

Bir toplumdaki tüzel kişiliğe sahip en büyük örgütlü güçtür.

 

Devlet egemenliği halktan alır.

 

Bu egemenliği TBMM ve hükümet yürütür.

Anayasamıza göre devlet sistemi yasama, yürütme ve yargıdan oluşur. Bunlar birbirinden bağımsızdır, yani güçler ayrılığı söz konusudur. 

Yasama

TBMM

Yürütme

Cumhurbaşkanı ve bakanlar kurulu

Yargı

Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce yürütülür.

 

Devletimizin temel nitelikleri şunlardır:

Atatürk Milliyetçiliğine Bağlı Devlet

Sosyal Devlet

Hukuk Devleti

Laik Devlet

Demokratik Devlet

 

Atatürk Milliyetçiliğine Bağlı Devlet

, "Türkiye Cumhuriyeti Atatürk milliyetçiliğine bağlı bir devlettir." (m. 2)

"Millilik" kavramı yerine "Atatürk milliyetçiliği"nin konması bilinçli bir tercihtir. Çünkü, bazı çevrelerce "milliyetçilik" Türk ırkçılığı ile eş anlamlı görülmeye başlanmıştır. Oysa, gerek Atatürk'ün kendi sözleri, gerekse Ulusal Kurtuluş hareketi ve anayasalar Türklüğü, Türkiye Cumhuriyetine "vatandaşlık bağı" olarak kabul etmiştir.

 

Sosyal Devlet

Anayasaya göre sosyal devleti, Anayasadaki "sosyal ve ekonomik haklar" gerçekleştirir.

Bu amaçla

aileyi, çocuğu, anneyi korur;

herkesi eğitime kavuşturur;

 çalışma hayatını düzene koyar;

tüm yurttaşlar için sağlık önlemleri alır;

yaşlı ve sakatları korur, vb.

Sosyal devletin gerçekleşmesi; güçlü, insan haklarına dayanan bir devlet ister.

 

Hukuk Devleti

Hukuk devleti; toplumun önceden belirlenmiş hukuk kurallarına göre yönetildiği, yurttaşların hukuk güvencesinin sağlandığı, yönetenlerin hukuku uyduğu bir devlettir. Bu ilke, devletin tüm organları için geçerlidir,

Temel hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması

Yasaların anayasaya uygunluğunun sağlanması

Yönetimin hukuka bağlılığının sağlanması

Yargı bağımsızlığının ve yargıç güvencesinin sağlanması

Yargılama işleminin sağlıklı ve tarafsız yapılabilmesi için yasama, yürütme ve
yargı mensupları dahil, hiç kimsenin mahkemelere ve yargıçlara emir verememesi, 

Kararından   dolayı   onu   baskı   altına   alamaması   ve cezalandıramaması; 

Mahkemelerin,   kimseden  emir   almadan,  yargıçların   kimseden   çekinmeden  yasalara,   hukuk   ilkelerine  ve vicdanlarına göre karar vermeleri gerekir.

 

Laik Devlet

Laiklik; kısaca, devlet organlarının din kurallarına göre hareket etmemesi anlamına gelir. Dünyada da, Türkiye'de de laik devletin oluşması yüzyıllarca süren çetin mücadeleler vermeyi gerektirmiştir

Cumhuriyetin kuruluşu laiklik açısından birer dönüm noktasıdır. Laik devlet, bireyin özgürleşmesi, aklının baskılardan arındırılması acısından önemlidir. Laik devletin resmi hir dini yoktur. Toplumda yasayan kısılerin inançlarına ve başkalarının yasam hakkını tehdit etmeyen dinsel etkinliklere dokunmaz.

 Laik devlet, kişinin din özgürlüğüne engel çıkarmaz.

 

Demokratik Devlet

Demokratiktik, sosyal devlet, laik devlet ve hukuk devleti ile yakından ilgilidir.

 

 Çünkü, sosyal durumları düzelmemiş yığınların özgürce oy kullanmaları beklenemez. (Kömür, yiyecek dağıtma)

 

Yine yeterince eğitimden geçmemiş, aklı ve vicdanı özgürleşmemiş yığınlar da kendini özgürleştirecek seçeneği belirlemekte güçlük çekecektir.(ben bilmem beyim bilir, şeyhim bilir, patronum bilir, aşiret bilir).

 

 Hakları yargı güvencesine alınmamış kişilerin de kendilerine en uygun seçimi yapmaları güçtür. (İşçilerin, memurların baskı altına alınması).

 

Devletin diğer nitelikleri

Vatanı ve milleti ile bölünmez bir bütündür.

 

Devletin resmi dili Türkçedir.

 

Bayrağı beyaz ay yıldızlı al bayrağıdır.

 

Milli marşı “İstiklal Marşı”dır.

 

Başkenti Ankara’dır.

 

Sonuç

İnsanı  öteki canlılardan ayıran temel özellik, onun düşünen, bilgi ve teknoloji üreten, bu ürünlerini başkalarına öğreten ve onlardan da bir şeyler öğrenen bir varlık olmasıdır.

Yine insan, duyguları olan ve duygularını bilgileriyle birleştirerek sanat eserleri yaratabilen ya da üretilen sanat eserlerini kullanıp tüketebilen bir varlıktır.

İnsanı özgürleştirip gerçek kimliğine kavuşturan da bu özellikleridir.

"Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.  Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz." (m. 25)

 "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim ve başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet, resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar." (m. 26 )

Doğru düşünceleri yılmadan etrafımıza yaymamalıyız. Bunun için de okumalıyız.

Emile Zola Gerçek

Turgut Özakman Cumhuriyet Bir Türk Mucizesi

Muammer Aksoy Laikliğe Çağrı

Aziz Nesin Ah Biz Ödlek Aydınlar

TV’leri bilinçli izlemeliyiz. Dizilerin, yarışma programlarının esiri olmamalıyız. Muhalif TV ve Gazeteleri de izlemeli, okumalıyız. Muhakkak bir günlük gazete almalıyız. Gerçekleri daha çabuk yakalarsınız.

TV’leri bilinçli izlemeliyiz. Dizilerin, yarışma programlarının esiri olmamalıyız. Muhalif TV ve Gazeteleri de izlemeli, okumalıyız. Muhakkak bir günlük gazete almalıyız. Gerçekleri daha çabuk yakalarsınız.

Yasal Parti, Sendika ve Derneklerde örgütlenmek bir yurttaşlık hakkıdır. Anayasaya sadakatle bağlı kalarak, demokratik kurallar ve ilkeler çerçevesinde bu tür kurumlarda görev yapmak dizi izlemekten, kahvede okey oynamaktan insanı daha çok mutlu edebilir.

 

Hepinize Teşekkür eder saygılarımı sunarım